 |
| Ushuaia'nin genel gorunusu |
Arjantin’in başkenti Buenos Aires geceden kalma tango adımlarını güne taşırken başlıyor bizim yolculuğumuz. Bu şehirde geçirdiğimiz bir geceyi ne yolculuktan sayıyorum ne de gördüklerim listemde bir çizik atabilirim üzerine Buenos Aires’in. Şimdilik sadece bir durak; dünyanın sonuna ulaşmak için durduğumuz yerlerden sadece biri. Şehre özgü çarpık yapılaşmaları çözmek istemediğim, karmaşasına hayran kaldığım bir bulmacaya bakar gibi hayranlık ve saskinlik arası bir duygu ile geride bırakıp küçük bir havaalanı görüntüsüne burunmuş karnavala katılıyorum. Ve bizi Ushuaia’ya götürecek olan uçağı beklerken Buenos Aires dulce de leche tadı bırakıyor ağzımda.
 |
| Ushuaia |
 |
| Les Eclaireurs Deniz Feneri |
Ushuaia, 1520’de Magellan’in gördüğü ve isimlendirdiği Tierra del Fuego’ bölgesinin yani ateş topraklarının başkenti ve bu şehri tanımlayan tamlama ise “fin del mundo” dünyanın sonu çünkü burası dünyanın en güneyindeki şehir. And Dağlarının eteklerindeki bu küçük şehir, iyi paketlenmiş bir hediye gibi çıkıyor karşımıza ve keskin bir dönüş ile alçalmaya başlıyor uçağımız Sili sınırını aşmadan. Bir surgun yeri olarak gorulmus, kocaman bir hapishaneye evsahipligi yapmis Ushuaia, havanin soğukluğuna rağmen, kuçuk sehirlerin kendine ozgu sicakligiyla karsiliyor bizi.
 |
| Yamana'larin bir zamanlar yasadigi bir ada. Sol taraf Sili, Sag Arjantin. |
Darwin’in zincirin kayip halkasi olabilcegini düşünerek, kalkıp, incelemek için taa buralara geldiği irkin, Yamana’larin, diyarinda her yer hediyelik eşya satan mağazalarla kaplanmis. Restaurant vitrinlerinde yenmeyi bekleyen, farkli sislere geçirilmiş butun kuzular, cafelerde ülkeye ozgu yaban cilegi marmeladi ile yapilmis kurabiyeler, herkesin- yerli, turist farketmeden- yüzünde bir gülümseme. Dunyanin sonunda yasamanin ya da hic olmazsa ziyaret ediyor olmanin keyfinden sanirim ve bir de dağlardan gelen enerjinin.
 |
| Kutup kuslari |
 |
| Guneslenen bir deniz aslani |
 |
| Deniz aslanlari ve kutup kuslari |
Daglarin eteklerine, denize yakin geçirilen bir gecenin sabahında Ushuaia bizden cok daha once uyanmis olarak hazir bekliyor keşfedilmek için ve biz acele ile ayrılıyoruz otelimizden cunku sadece ogenden öncemiz var yola cikmadan once.Limandaki tur teknelerinden birisini seçerek unlu Beagle Bogazi’nda keşfimize basliyoruz. Kucuk adalarda bir zamanlar yasamis olan Yamana’larin, artik yok olumus yerli halkin, bu soğukta hep ciplak dolastigini ve vücut isilarini deniz aslani yagini uzerlerine sürerek koruduklarini öğreniyoruz. Ve ‘Les Eclaireurs Lighthouse’un aslinda Jules Verne’nin kitabindaki ‘Dunyanin sonundaki fener’ olmadigini. Bu bilgi deniz fenerinin guzelliginden hicbir sey goturmuyor gerci. Kutup kuslarinin eslik ettigi ruzgarda, soguga aldiris etmemeye calisarak tamamliyoruz kisa sureli gezimizi ve bavullarimizi almak uzere otelimize geri donuyoruz. Ushuaia ile vedalasmamiz limana yanasmis olan ve bizi Antarktika’ya goturecek gemimiz Plancius’u gormemiz ile biraz kolaylasiyor acikcasi. Cunku dunyanin sonuna elveda derken aslinda bilinmeyene de merhaba demis oluyoruz.